AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN, LÂFA BAKILMAZ…
Yayına Sokan: Moy_web Yayınlanma Tarihi: 2010/6/29 (349 Kere Okundu)
AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN, LÂFA BAKILMAZ…
Bu söz de düşünür biri tarafından söylenmiş. Zannederim ZİYÂ PAŞA’nın. Bence bir sözün kim tarafından söylendiği değil ne anlam ifade ettiği ve doğruluk derecesi önemlidir. Bu söz de sonuç olarak insana doğru düşünme ve doğru karar verme formasyonu kazandırır. Sözün devamını biliyorsunuz: Şahsın görülür rütbe-i aklı eserinde. Yani insanın aynası yaptığı İŞ’tir, palavraya veya tatavaya bakılmaz. Etrafımızda pek çok atıp tutanlar veya tutturamayanlar var. Bazı Siyasîler de bu tarife girer. Adamı dinlersiniz, ne büyük bir adam görüntüsündedir, atar tutar, (veya çoğu zaman tutamaz) büyük büyük laflar eder, hatta kendi de inanır, inandırmaya çalışır, pek çok saftorik vatandaş da inanır, tasdik eder, oy verir, alkışlar.Bu durum cümlenin ilk bölümünden sonrasını bilmeyenler içindir. Amma aklı başında olan, palavraya pabuç bırakmayan, her söylenene inanmayan, sözleri kendi akıl süzgecinden geçiren, uyanık, kültürlü ve bilge kişiler sözün ikinci kısmına kıymet verir. Yani kişinin akıl yüksekliğinin (rütbe-i aklının) ne eserler ortaya koyduğunu görerek hüküm verir. Yok öyle palavra. Eserini görelim de senin ne mal olduğun hakkında fikrimiz olsun. Bir ata sözü de lâf hakkında ne demiş? LÂFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ. Diye tatavası bol kişilerle gırgır geçmiş. Ama ne yazık ki ülkemizde kültür seviyesi çok değişken olduğu ve insancıklarımızın akıl süzgecinin delikleri çok büyük olduğu için her söylenen lâf süzgeçten rahatlıkla kabul edilerek geçer. Bir konuyu konuşursunuz, tartışırsınız, haklılığını ispat etmek sözlerini pekiştirmek için ( Falanca gazete de böyle yazıyor yahu) diyerek işi bağlamak ister. Peki birader, o gazete yazarının seviyesi ne, bu konuyu ne kadar biliyor, tarafsız mı yazıyor, yoksa takiyye mi yapıyor hiç araştırdın mı? dersiniz. Ses yok. Bu hususları kendi de düşünmemiş çünkü, Ne diyelim ? Ben artık pek çok konuda insanlarla tartışamıyorum. Çoğu tartışma âdâbını da bilmiyor zaten. Dinlemesini bilmeyen insan söylemesini de bilmez. Boşuna konuşursunuz, nefesinize yazık..Velhasıl sohbet edecek kişiyi bulmak büyük bir şanstır. ALLAH hepimize dinlemesini ve söylemesini bilen dostlar nasip etsin. Yukarıda cümlenin gelişi ile VELHASIL dedim de aklıma bir şarkı geldi.( Dedik ya ayının kırk hikâyesi varmış, kırkı da ahlat üstüne) Benim de kırk hikâyem kırkı da müzik üstüne .(Estahfirullah) Büyük şair YAHYÂ KEMÂL BEYATLI ‘nin bir şiirini hatırlayalım.
RÛYA GİBİ BİR YAZDI, YARATTIN HEVESİNLE
HER ANINI HER RENGİNİ, HER ŞİİRİNİ HAZDAN
HALA DOLUDUR BAHÇELER SENİN EN TATLI SESİNLE
BİR GÜN BİR HATIRA ÖZLERSEN O YAZDAN
KÖRFEZDEKİ DALGIN SUYA BİR BAK , GÖRECEKSİN.
GEÇMİŞ GECELERDEN BİRİ DURMAKTA DERİNDE ,
MEHTAP, İRİ GÜLLER VE SENİN EN GÜZEL AKSİN
VELHASIL O RÛYA DURUYOR YERLİ YERİNDE…
Bestekâr Osman Nihat Akın ne güzel bestelemiş Nihavend makamında…Bu eserler artık nostalji oldu. Çok kişi bilmiyor ve dinlemiyor. Artık lahmacunî dönemin şarkılarını dinlemek moda oldu. Seyircili bir TV yarı eğlence proğramını seyrediyorsunuz; kenardaki solist kız edebî hiçbir kıymeti olmayan uyduruk bir söz dizisi ile (güfte demeye dilim varmıyor) bir şarkı söylüyor, pek çok seyirci de o şarkıya iştirak ediyor.
Hayret valla… Ne zaman öğrendiler o zırvaları? O zaman içinde ben neredeydim acaba? Ben niye öğrenemedim bilmem. Ama iyi ki öğrenememişim. Yoksa ezberim bozulurdu. Ben hal-i hazırdaki ezberimden memnunum doğrusu.
Bakınız söz LÂF kelimesinden nerelere geldi. Aslında LÂF için söylenmiş çok deyimler var. Bir gün de onları deşeriz inşallah. Bu gün laf ile ilgili bir SÖZ daha geldi aklıma.
ONLAR Kİ LÂF İLE VERİRLER DÜNYAYA NİZAMÂT..
BİN TÜRLÜ TESEYYÜP BULUNUR HANELERİNDE…
(Teseyyüp kelimesi için ; bak: bir lûgata..Ben baktım, siz de bakın. Öyle beleşçilik yok..
Etrafımız da bu tip insanlar da mebzul miktarda var. Dünyaya, ülkeye nizamat vermek için o kadar çok laf ederler ki adam zannedersiniz, tetkik sonucunda kendi evinde bin türlü tembellik, kayıtsızlık üşenme sonucu saçmalıklar görürsünüz, gel de şimdi bu kişinin tarif ettiği dünyaya uy. (Kibarca :Hadi canım sen de ) Son söz de benden ek: CAMİ NE KADAR BÜYÜK OLSA İMAM BİLDİĞİNİ OKUR. Etrafımda ne kadar fitne fücur olsa da ben yine Hak bildiğim yolda yürürüm arkadaş.. Okadar.
Hadi bu gün de bu kadar..Hoşça kalın …
Bu söz de düşünür biri tarafından söylenmiş. Zannederim ZİYÂ PAŞA’nın. Bence bir sözün kim tarafından söylendiği değil ne anlam ifade ettiği ve doğruluk derecesi önemlidir. Bu söz de sonuç olarak insana doğru düşünme ve doğru karar verme formasyonu kazandırır. Sözün devamını biliyorsunuz: Şahsın görülür rütbe-i aklı eserinde. Yani insanın aynası yaptığı İŞ’tir, palavraya veya tatavaya bakılmaz. Etrafımızda pek çok atıp tutanlar veya tutturamayanlar var. Bazı Siyasîler de bu tarife girer. Adamı dinlersiniz, ne büyük bir adam görüntüsündedir, atar tutar, (veya çoğu zaman tutamaz) büyük büyük laflar eder, hatta kendi de inanır, inandırmaya çalışır, pek çok saftorik vatandaş da inanır, tasdik eder, oy verir, alkışlar.Bu durum cümlenin ilk bölümünden sonrasını bilmeyenler içindir. Amma aklı başında olan, palavraya pabuç bırakmayan, her söylenene inanmayan, sözleri kendi akıl süzgecinden geçiren, uyanık, kültürlü ve bilge kişiler sözün ikinci kısmına kıymet verir. Yani kişinin akıl yüksekliğinin (rütbe-i aklının) ne eserler ortaya koyduğunu görerek hüküm verir. Yok öyle palavra. Eserini görelim de senin ne mal olduğun hakkında fikrimiz olsun. Bir ata sözü de lâf hakkında ne demiş? LÂFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ. Diye tatavası bol kişilerle gırgır geçmiş. Ama ne yazık ki ülkemizde kültür seviyesi çok değişken olduğu ve insancıklarımızın akıl süzgecinin delikleri çok büyük olduğu için her söylenen lâf süzgeçten rahatlıkla kabul edilerek geçer. Bir konuyu konuşursunuz, tartışırsınız, haklılığını ispat etmek sözlerini pekiştirmek için ( Falanca gazete de böyle yazıyor yahu) diyerek işi bağlamak ister. Peki birader, o gazete yazarının seviyesi ne, bu konuyu ne kadar biliyor, tarafsız mı yazıyor, yoksa takiyye mi yapıyor hiç araştırdın mı? dersiniz. Ses yok. Bu hususları kendi de düşünmemiş çünkü, Ne diyelim ? Ben artık pek çok konuda insanlarla tartışamıyorum. Çoğu tartışma âdâbını da bilmiyor zaten. Dinlemesini bilmeyen insan söylemesini de bilmez. Boşuna konuşursunuz, nefesinize yazık..Velhasıl sohbet edecek kişiyi bulmak büyük bir şanstır. ALLAH hepimize dinlemesini ve söylemesini bilen dostlar nasip etsin. Yukarıda cümlenin gelişi ile VELHASIL dedim de aklıma bir şarkı geldi.( Dedik ya ayının kırk hikâyesi varmış, kırkı da ahlat üstüne) Benim de kırk hikâyem kırkı da müzik üstüne .(Estahfirullah) Büyük şair YAHYÂ KEMÂL BEYATLI ‘nin bir şiirini hatırlayalım.
RÛYA GİBİ BİR YAZDI, YARATTIN HEVESİNLE
HER ANINI HER RENGİNİ, HER ŞİİRİNİ HAZDAN
HALA DOLUDUR BAHÇELER SENİN EN TATLI SESİNLE
BİR GÜN BİR HATIRA ÖZLERSEN O YAZDAN
KÖRFEZDEKİ DALGIN SUYA BİR BAK , GÖRECEKSİN.
GEÇMİŞ GECELERDEN BİRİ DURMAKTA DERİNDE ,
MEHTAP, İRİ GÜLLER VE SENİN EN GÜZEL AKSİN
VELHASIL O RÛYA DURUYOR YERLİ YERİNDE…
Bestekâr Osman Nihat Akın ne güzel bestelemiş Nihavend makamında…Bu eserler artık nostalji oldu. Çok kişi bilmiyor ve dinlemiyor. Artık lahmacunî dönemin şarkılarını dinlemek moda oldu. Seyircili bir TV yarı eğlence proğramını seyrediyorsunuz; kenardaki solist kız edebî hiçbir kıymeti olmayan uyduruk bir söz dizisi ile (güfte demeye dilim varmıyor) bir şarkı söylüyor, pek çok seyirci de o şarkıya iştirak ediyor.
Hayret valla… Ne zaman öğrendiler o zırvaları? O zaman içinde ben neredeydim acaba? Ben niye öğrenemedim bilmem. Ama iyi ki öğrenememişim. Yoksa ezberim bozulurdu. Ben hal-i hazırdaki ezberimden memnunum doğrusu.
Bakınız söz LÂF kelimesinden nerelere geldi. Aslında LÂF için söylenmiş çok deyimler var. Bir gün de onları deşeriz inşallah. Bu gün laf ile ilgili bir SÖZ daha geldi aklıma.
ONLAR Kİ LÂF İLE VERİRLER DÜNYAYA NİZAMÂT..
BİN TÜRLÜ TESEYYÜP BULUNUR HANELERİNDE…
(Teseyyüp kelimesi için ; bak: bir lûgata..Ben baktım, siz de bakın. Öyle beleşçilik yok..
Etrafımız da bu tip insanlar da mebzul miktarda var. Dünyaya, ülkeye nizamat vermek için o kadar çok laf ederler ki adam zannedersiniz, tetkik sonucunda kendi evinde bin türlü tembellik, kayıtsızlık üşenme sonucu saçmalıklar görürsünüz, gel de şimdi bu kişinin tarif ettiği dünyaya uy. (Kibarca :Hadi canım sen de ) Son söz de benden ek: CAMİ NE KADAR BÜYÜK OLSA İMAM BİLDİĞİNİ OKUR. Etrafımda ne kadar fitne fücur olsa da ben yine Hak bildiğim yolda yürürüm arkadaş.. Okadar.
Hadi bu gün de bu kadar..Hoşça kalın …




