HALÂK ALLAH-ÜL BAKAR FİL SÜRET-ÜL BEŞER
Yayına Sokan: Moy_web Yayınlanma Tarihi: 2010/6/15 (306 Kere Okundu)
Alın size bir Osmanlıca deyim daha. Ben bu türlü deyimlere çok meraklıyımdır. Yazılarımı okuyanlar her birinin başlığının hemen hemen bir deyim olduğunu fark ederler. Eski olgun ve mütefekkir (fikir sahibi- bilen ve düşünen ) kişiler durup durup çok anlamlı sözler söylemişler gide gide o sözler birer atasözü olmuş ve zaman içinde kullananlar tarafından yerine oturtulmuş. Ben de nâçizâne öyle yapmaya çalışanlardanım ve yukarıdaki sözü bu günün bazı kişilerine yakıştırıyorum. Tam zamanı zira. Ne demek şimdi bu söz dediğinizi duyar gibiyim. Efendim (Halâk Allah-ül) demek Allahın yarattığı anlamındadır. Peki (Bakar) nedir? O da öküz anlamındadır.(Fil suret-ül beşer) ise insan şeklinde demektir. Şimdi tamamının düzgün cümle ile yazılışının anlamını görelim: Allahın insan şeklinde yarattığı öküz diye söyleyebiliriz. Şimdi ben bunu söylemekle kimseye iftira atmıyorum. Allah için şöyle bir etrafınıza bakın; cemiyet terbiyesinden nasibini almamış, insana yakışır şekilde davranmayan, öyle konuşmayan ve yukarıdaki tarife uyan ne kadar çok kişi göreceksiniz. Trafik terbiyesizleri de bu sınıfa girer. Yerleşim yerlerinde devamlı oturanlarla yazlıkçıları ayırmıyorum. Zira her iki gurupta da öyle insanlar bol bol var. Balkondan çıplak ayaklarını karşı evin penceresine doğru uzatarak saygısızca oturanlara, birbirine saygı duymayan sabahları her kesin uyuduğu sessiz saatlerde tak tuk çiviler çakan, geceleri komşuya misafir gidip saat gecenin ikisine kadar yüksek sesle gülerek , konuşarak , etrafındakilerin rahatsız olabileceğini hiç düşünmeden hareket eden hatta evinde nalınla takır tukur yürüyen, o saatte evin eşyalarını gacur gucur çeken kişilere insan mı dersiniz? Trafikte sadece kendi varmış gibi yollara ve meydanlara gelişigüzel park ederek trafiği bozanlar bu guruba girmez mi? Bu misalleri siz etrafınızda şahit olduğunuz olaylarla çoğaltabilirsiniz.
Ülkelerinde devamlı yaşayan bakarlar, yazlıkçıların bulunmadığı süre içinde mümkün mertebe azınlıkta kalıyorlar. Ama yazlıkçıların gelişi ile ülkede bir şımarıklık fırtınası başlıyor. İddia ederim: Yazlıkçıların % 80’i kendilerini mavi kan zannedip yerlileri parya gibi görüyorlar, kendilerine hizmet etmekle yükümlü tutuyorlar. Umumi yerlerde iğrenç kahkahalar atmalar, yüksek sesle saçma sapan espriler yapıp gülmeler. Ve daha neler neler….Şahit olduklarımın hepsini yazarak canınızı daha fazla sıkmak istemiyorum. Yerleşikler ve sonradan buraya göç etmiş kişilerin hepsi emekli insanlar. Öğretmenler, memurlar, teknisyenler, mimarlar, mühendisler v:s…Yani hepsi cemiyet içinde bir yere gelmiş, eskiden yaşadığı büyük şehirlerin artık yozlaştığını görerek buralara göçmüş insanlar. Yerli esnaf derseniz ; soydan gelen bir görgü ve terbiyeyi devamlı gösteriyorlar. ( Ne yazık ki onların da büyük kazancı bu yazlıkçılardan geliyor.)
Ama ne yaparsınız ki ülkemin genel gidişi de bu yönde. Şehirlerde küçüğün büyüğe saygısı kalmamış, aileler çocuklarına asgarî terbiye ve görgü kurallarını aşılayamıyorlar (Ya vakit bulamıyorlar ya da kendileri de bilmiyor) Hani bir söz vardır: İmam osurursa cemaat sıçar derler .Ülkemiz maalesef bu gün o durumda …
Heyhât…Böylece yuvarlanıp gidiyoruz işte.Kimsede tevazu yani alçak gönüllülük kalmamış.
Bize öğretilen bir şey vardı: (Tevazu faziletinin temel taşı arş-ı alânın üzerindedir) denmiştir. Şimdi biraz tasavvufa ve felsefeye giren cümlelerden oluşan bir buket sunalım:
FELSEFE KIRINTILARI VE TASAVVUFÎ İFADELER
Önce geçen haftaki yazımda Felsefe ve tasavvuf konusunu inceleriz diye bir vaatte bulunmuştum. Şimdi o vaadimizi yerine getirelim.
İslâm tasavvufu, tarih içinde ortaya çıkan pek çok felsefe okullarının en sonuncusudur. Yani en yeni ve mütekâmil (gelişmiş) olanıdır. Şimdi sizlerle biraz felsefî ve tasavvufî ifadeleri gözden geçirelim. Beğendiklerinizi bir yere yazın. Sohbetlerinizde işinize yarayabilir. (Tabii kafa dengi bir dost bulup sohbet imkânı yakalayabilirseniz…..)
Hepimizin hayatında en az bir kadın vardır. Anamız. İlk okuldan başlayarak, platonik sevgililerimiz olur. Nişanlanırız, nişanlımız, evleniriz eşimiz olur. Baldızımız, kayınvalidemiz olur. Kızımız doğar sonraları torunlarımız olur. Yani hayatımızda hiç kadınsız olmayız. Allah hepsinin hayırlısını versin…
İşte bazı dünya düşünürlerinin KADINLAR hakkındaki bulguları, tespitleri ve inançları: Bakalım sizde bu inançlarla hemfikir olacak mısınız.? (Slaytyerim.com’un yolladığı bir mail)
**İyi bir kadın bir erkeği etkiler.
Zeki bir kadın onda ilgi uyandırır,
Güzel bir kadın büyüler,
Anlayışlı bir kadın ise ona sahip olur. Helen Rowland
**Kadın kendi başına ne gül goncasıdır.ne de diken. Koklanmasını bilirsen gül, tutmasını
bilmezsen diken olur. Refik Halit Karay
**Kadın insan gölgesi gibidir: Kovalarsan kaçar, kaçarsan kovalar. Cham Fort
**Kadınların gözleri keskin, zekâları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. Guy de Maupassant
**Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlarsız yaşanabilmesidir. Byron
**Kadınların ve müziğin yaşı olmaz. Olivier Goldsmith
**Bir kadın ya sever ya nefret eder, ortası yoktur. Puluius Syrus
**Kadın öyle bir konudur ki onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir. Tolstoy
**Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Filles
**En mükemmel kadın çocuklarına, babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. Goethe
**Kadınlar kendilerini sevenler için değil onlara hükmedenler için can verirler. H.Edip Adıvar
**Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhel kadının hayat şartlarına bakın.Stuart Mill
**Krallar gibi kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin esasen bir borç teşkil ettiğine inanırlar Balzac
**Güzel bir kadın gözü, iyi bir kadın gönlü okşar.. Napoleon
**Kadınlar her şeyi affeder fakat asla unutmaz. Conficius.
**Bir kadını güzel yapan ALLAH, sevimli yapan şeytandır. Victor Hugo.
**Bir kadının güzelliği ancak sevmeye başladığı zaman ortaya çıkar. La bruyere
**Kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı, Saliha bir kadındır. Hz.Ömer
**Kadınlar erkeklerden daha çok hikmet sahibidirler. Daha az bilir, daha çok anlarlar. V.Duhamel
**Kadın kocasının delikanlılıkta sevgilisi
Olgunlukta arkadaşı
İhtiyarlıkta hasta bakıcısıdır. Bacon
**İnsan gerçekten bir kadını severse onun gözünde dünyadaki bütün öteki kadınlar kesin olarak
manasını kaybeder. Oscar Wilde
**Yukarıdaki sözlerden düşünce ve kanaatlerinize uyanların altını çizin Annenizin Eşinizin (veya
kocanızın ) sevgilinizin görebileceği bir yere asın. Kazanırsınız..Hem siz hem onlar..
(Bu da benden nasihat.)
Yukarıdaki sözler dünya felsefecilerinin ( filozoflarının) dile getirdiği kanaatlerdir. Bir de Türk mutasavvıflarının tespitleri var. Şimdi sizlerle elime geçen İsmail Hakkı Bıçakcızade
(Merhumun İlmin ve Hayatın Bencesi) isimli kitabından bazı tasavvufî nasihatleri aktarmak istiyorum. Geçen yazımızda Felsefe ve Tasavvuf kelimeleri geçmişti. Önce bunları hatırlayalım:
**Tasavvuf, felsefenin ve aklın fevkinde ( üzerinde)olan ilâhî meselelerden İslam usulü üzerine
bahseden hikmettir.
**Tasavvuf, temiz ruh ve ilham yolu ile ilâhî felsefedir.
**Felsefe sahibini hakîm eder, Tasavvuf veli…
**Hep ilimler akıldandır ,felsefe ruhdandır.
**İnsan için en büyük belâ ve müsibet.cehaletini ilim zannetmekdir.
**Âlim bilen değil, bildiği şeyi vicdanı ile anlayandır.
**Cahile karşı âlim ne ise âlime karşı feylesof ve hakîm, odur, âlimi âlim bilir, adam adam olanı tanır.
Bilinmeyen âlim, cahiller arasında , bulunmayan adam, hayvanlar arasında kalmış demektir.
**İdrak. Akıl değil ruhun anlamasıdır.
**Son söz: FELSEFE HAKİKİ BİR FİKİR İLMİDİR..
İşte sevgili okur dostlar. Bu hafta kafama takılan bütün bu konuları sizlerle paylaştım. Derin düşünenler için büyük dersler var. Ama her dersten sonra teneffüs olduğu gibi biz de biraz teneffüs yapalım ve bu günkü fıkramızı yazalım.
Moiz gece yatağa yatmış, oflayıp pofluyor, bi türlü uyku tutmuyor. Raşel kocasına sormuş: Ne oldu be Moiz? Neyin var. Moiz cevap vermiş, Karşidaki evde oturan Salamona yarin ödenecek 50.000 lira borcum var, ama param yok, n’apcağimi bilmiyorum. Rasel açmış pencereyi: Salamon, Salamon diye bağırmış.Salamon pencereye çıkmış, Ne var be. Ne bağiriyorsun akşam akşam.. demiş Raşel :Yarin Moiz sana olan borcunu ÖDEYEMİYECEK: demiş ve kapatmış pencereyi. SEN YAT UYU BE MOİZ demiş BİRAK ŞİMDİ O DUŞUNSUN …..
Hadi………………. geceleri iyi uykular size…
Ülkelerinde devamlı yaşayan bakarlar, yazlıkçıların bulunmadığı süre içinde mümkün mertebe azınlıkta kalıyorlar. Ama yazlıkçıların gelişi ile ülkede bir şımarıklık fırtınası başlıyor. İddia ederim: Yazlıkçıların % 80’i kendilerini mavi kan zannedip yerlileri parya gibi görüyorlar, kendilerine hizmet etmekle yükümlü tutuyorlar. Umumi yerlerde iğrenç kahkahalar atmalar, yüksek sesle saçma sapan espriler yapıp gülmeler. Ve daha neler neler….Şahit olduklarımın hepsini yazarak canınızı daha fazla sıkmak istemiyorum. Yerleşikler ve sonradan buraya göç etmiş kişilerin hepsi emekli insanlar. Öğretmenler, memurlar, teknisyenler, mimarlar, mühendisler v:s…Yani hepsi cemiyet içinde bir yere gelmiş, eskiden yaşadığı büyük şehirlerin artık yozlaştığını görerek buralara göçmüş insanlar. Yerli esnaf derseniz ; soydan gelen bir görgü ve terbiyeyi devamlı gösteriyorlar. ( Ne yazık ki onların da büyük kazancı bu yazlıkçılardan geliyor.)
Ama ne yaparsınız ki ülkemin genel gidişi de bu yönde. Şehirlerde küçüğün büyüğe saygısı kalmamış, aileler çocuklarına asgarî terbiye ve görgü kurallarını aşılayamıyorlar (Ya vakit bulamıyorlar ya da kendileri de bilmiyor) Hani bir söz vardır: İmam osurursa cemaat sıçar derler .Ülkemiz maalesef bu gün o durumda …
Heyhât…Böylece yuvarlanıp gidiyoruz işte.Kimsede tevazu yani alçak gönüllülük kalmamış.
Bize öğretilen bir şey vardı: (Tevazu faziletinin temel taşı arş-ı alânın üzerindedir) denmiştir. Şimdi biraz tasavvufa ve felsefeye giren cümlelerden oluşan bir buket sunalım:
FELSEFE KIRINTILARI VE TASAVVUFÎ İFADELER
Önce geçen haftaki yazımda Felsefe ve tasavvuf konusunu inceleriz diye bir vaatte bulunmuştum. Şimdi o vaadimizi yerine getirelim.
İslâm tasavvufu, tarih içinde ortaya çıkan pek çok felsefe okullarının en sonuncusudur. Yani en yeni ve mütekâmil (gelişmiş) olanıdır. Şimdi sizlerle biraz felsefî ve tasavvufî ifadeleri gözden geçirelim. Beğendiklerinizi bir yere yazın. Sohbetlerinizde işinize yarayabilir. (Tabii kafa dengi bir dost bulup sohbet imkânı yakalayabilirseniz…..)
Hepimizin hayatında en az bir kadın vardır. Anamız. İlk okuldan başlayarak, platonik sevgililerimiz olur. Nişanlanırız, nişanlımız, evleniriz eşimiz olur. Baldızımız, kayınvalidemiz olur. Kızımız doğar sonraları torunlarımız olur. Yani hayatımızda hiç kadınsız olmayız. Allah hepsinin hayırlısını versin…
İşte bazı dünya düşünürlerinin KADINLAR hakkındaki bulguları, tespitleri ve inançları: Bakalım sizde bu inançlarla hemfikir olacak mısınız.? (Slaytyerim.com’un yolladığı bir mail)
**İyi bir kadın bir erkeği etkiler.
Zeki bir kadın onda ilgi uyandırır,
Güzel bir kadın büyüler,
Anlayışlı bir kadın ise ona sahip olur. Helen Rowland
**Kadın kendi başına ne gül goncasıdır.ne de diken. Koklanmasını bilirsen gül, tutmasını
bilmezsen diken olur. Refik Halit Karay
**Kadın insan gölgesi gibidir: Kovalarsan kaçar, kaçarsan kovalar. Cham Fort
**Kadınların gözleri keskin, zekâları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. Guy de Maupassant
**Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlarsız yaşanabilmesidir. Byron
**Kadınların ve müziğin yaşı olmaz. Olivier Goldsmith
**Bir kadın ya sever ya nefret eder, ortası yoktur. Puluius Syrus
**Kadın öyle bir konudur ki onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir. Tolstoy
**Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Filles
**En mükemmel kadın çocuklarına, babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. Goethe
**Kadınlar kendilerini sevenler için değil onlara hükmedenler için can verirler. H.Edip Adıvar
**Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhel kadının hayat şartlarına bakın.Stuart Mill
**Krallar gibi kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin esasen bir borç teşkil ettiğine inanırlar Balzac
**Güzel bir kadın gözü, iyi bir kadın gönlü okşar.. Napoleon
**Kadınlar her şeyi affeder fakat asla unutmaz. Conficius.
**Bir kadını güzel yapan ALLAH, sevimli yapan şeytandır. Victor Hugo.
**Bir kadının güzelliği ancak sevmeye başladığı zaman ortaya çıkar. La bruyere
**Kişiye imandan sonra verilen şeylerin en hayırlısı, Saliha bir kadındır. Hz.Ömer
**Kadınlar erkeklerden daha çok hikmet sahibidirler. Daha az bilir, daha çok anlarlar. V.Duhamel
**Kadın kocasının delikanlılıkta sevgilisi
Olgunlukta arkadaşı
İhtiyarlıkta hasta bakıcısıdır. Bacon
**İnsan gerçekten bir kadını severse onun gözünde dünyadaki bütün öteki kadınlar kesin olarak
manasını kaybeder. Oscar Wilde
**Yukarıdaki sözlerden düşünce ve kanaatlerinize uyanların altını çizin Annenizin Eşinizin (veya
kocanızın ) sevgilinizin görebileceği bir yere asın. Kazanırsınız..Hem siz hem onlar..
(Bu da benden nasihat.)
Yukarıdaki sözler dünya felsefecilerinin ( filozoflarının) dile getirdiği kanaatlerdir. Bir de Türk mutasavvıflarının tespitleri var. Şimdi sizlerle elime geçen İsmail Hakkı Bıçakcızade
(Merhumun İlmin ve Hayatın Bencesi) isimli kitabından bazı tasavvufî nasihatleri aktarmak istiyorum. Geçen yazımızda Felsefe ve Tasavvuf kelimeleri geçmişti. Önce bunları hatırlayalım:
**Tasavvuf, felsefenin ve aklın fevkinde ( üzerinde)olan ilâhî meselelerden İslam usulü üzerine
bahseden hikmettir.
**Tasavvuf, temiz ruh ve ilham yolu ile ilâhî felsefedir.
**Felsefe sahibini hakîm eder, Tasavvuf veli…
**Hep ilimler akıldandır ,felsefe ruhdandır.
**İnsan için en büyük belâ ve müsibet.cehaletini ilim zannetmekdir.
**Âlim bilen değil, bildiği şeyi vicdanı ile anlayandır.
**Cahile karşı âlim ne ise âlime karşı feylesof ve hakîm, odur, âlimi âlim bilir, adam adam olanı tanır.
Bilinmeyen âlim, cahiller arasında , bulunmayan adam, hayvanlar arasında kalmış demektir.
**İdrak. Akıl değil ruhun anlamasıdır.
**Son söz: FELSEFE HAKİKİ BİR FİKİR İLMİDİR..
İşte sevgili okur dostlar. Bu hafta kafama takılan bütün bu konuları sizlerle paylaştım. Derin düşünenler için büyük dersler var. Ama her dersten sonra teneffüs olduğu gibi biz de biraz teneffüs yapalım ve bu günkü fıkramızı yazalım.
Moiz gece yatağa yatmış, oflayıp pofluyor, bi türlü uyku tutmuyor. Raşel kocasına sormuş: Ne oldu be Moiz? Neyin var. Moiz cevap vermiş, Karşidaki evde oturan Salamona yarin ödenecek 50.000 lira borcum var, ama param yok, n’apcağimi bilmiyorum. Rasel açmış pencereyi: Salamon, Salamon diye bağırmış.Salamon pencereye çıkmış, Ne var be. Ne bağiriyorsun akşam akşam.. demiş Raşel :Yarin Moiz sana olan borcunu ÖDEYEMİYECEK: demiş ve kapatmış pencereyi. SEN YAT UYU BE MOİZ demiş BİRAK ŞİMDİ O DUŞUNSUN …..
Hadi………………. geceleri iyi uykular size…




