SEREFÜL İNSAN BIL İLM-İ VEL EDEB LÂ BİL MÂLİ VEL NESEB (2)
Yayına Sokan: Moy_web Yayınlanma Tarihi: 2010/6/7 (313 Kere Okundu)
SEREFÜL İNSAN BIL İLM-İ VEL EDEB
LÂ BİL MÂLİ VEL NESEB (2)
Bu konuyu geçen haftadan önce yazdım mı bilmiyorum.Eski yazılarımı her gün döne döne okumuyoruz ki. Ayrıca günlük olayları takip ederek bir günlük de tutmuyoruz. Hangi tarihte ne oldu da biz ne yazmışız diye bir kaygımız da yok.Yani bizim durumumuz eski olayları karıştırarak bugünün yazısını hazırlama telâşı değil.
Yazılarımızda daima insan ile ilgili ve faydalı hususları ele alıp onu işlemeye çalışıyoruz.
‘’İSTEYENE UYARIZ İSTEĞİNE ONUN GİBİ
BİZ İNSANDAN YAZARIZ HAKK’DAN GELEN BİR SÖZ GİBİ.
Demiş büyüğümüz.Yazmıştım hani: Et tekrar-ı Ahsen
Velev kâne yüz seksen
Yani tekrarda 18o defa dahi olsa güzellik ( fayda )vardır.Bu ifade kimin tarafından söylenmiş ama bilmiyorum ama inanıyorum. Onu için yazıyorum…Biliyorsunuz insanın kültürü öğrenip de unuttuğu şeylerin toplamıdır,muhassılasıdır.
Gelelim yukarıdaki sözün açılımına. Yeni yetişen gençler yukarıdaki ifadeyi anlamak bir yana çoğu anlatsanız da dikkate almıyor, gülüp geçiyor. Diyorsunuz ki bir insanın şerefi, ilmi ve terbiyesi ile ölçülür, malı-mülkü ve akrabaları (nesebi) ile değil.O halâ kendini çok yüksek, matah bir şeymiş gibi görür. Kendisi beş para etmediği halde “Benim babam yüksek bürokrattı” diye bir böbürlenişi vardır ki duyunca kahkahadan yıkılırsınız.Zavallı
Durumunun da farkında değildir.İim ve cemiyet terbiyesinden yoksun olduğu için ve kültürü dar sınırlar içinde kaldığı için yukarıdaki SÖZ ü bilmezler ve o söz onlara hiçbir mânâ ifade etmez.Bir dostum Ankaradan Istanbula otobüs ile yolculuk yaparken yan koltokta oturan genç kıza telefonla çok yüksek sesle konuştuğu için ricada bulunmuş” kızım sesini biraz kıs, seni dinlemekten uyuyamıyorum “ demiş. Kızın ne dediğini düşünürsünüz.Özür dileyip telefonu kapatmasını di mi?Ne gezer…”Yanımdaki ADAM rahatsız oldu. Kapatmamı istiyo. Hadi bay bay”……Bu günün insanları artık bu denli saygısız oldu.Bu hali şehirleşmeye mi bağlarsınız, nüfusun korkunç derecede artmasına mı, ebeveynlerin ilgisiz ve bilgisiz olmalarına mı.? Veya sizce daha geçerli sebeplere mi? Bilemem.Bize öğretilen bir söz daha vardı (Kadın elmas, erkek elmastraştır.) yani birlikte olduğunuz hatun kişi bir elmastır.Onu eşi olgunlaştıracak, işliyecek ve ideal bir yuva oluşturacaklar, yetiştirdikleri çocuklar da ülkeye vatana hayırlı birer evlat olacaklar.Hayal bu ya…İnsanlarda diğer insanlara karşı bir sevgi oluşmalı.Bu sevgi şehevi değil, insan sevgisi olmalı.Ve herkesi sevelim mi?Hayır. Lâyık olanı sevelim .Ve
(Sev seni seveni hâk ile yeksan olsa
Sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan olsa ) denmiş.Seni seven garibanın teki olsa bile sev.Seni sevmeyen kişi Mısır’a sultan bile olsa sevme.. demişler.Yani karşılıklılık (Mütekabiliyet) esastır , demek ki.
Asırlar evvel Çinl filozof KONFİÇYÜS, insan davranışları hakkında pek çok şey söylemiş.
Doğu felsefesi dediğimiz anlayışa paralel olarak İslam tasavvufu da İNSAN’ı konu alarak pek çok nasihat ortaya koymuştur.(Tasavvuf ve felsefe ifadeleri ortaya çıktı.Gel çık işin içinden. Haftaya da o konuda sohbet edelim, bazı açıklamalarda bulunalım, bazı şeyleri paylaşalım.)Konfiçyüs der ki: (Bu da çok teatral bir cümle oldu canım)
+ Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.
+ Bir yerde küçük insanların gölgeleri varsa o yere güneş batıyor demektir.
+ Karanlığa söveceğine bir mum yak.
+ Aradığını bilmeyen bulduğunda anlayamaz.
+ Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma
+ Yapabileceğin kadar söz ver, fazlasını yap.
+ Düzeltebileceğin tek şey kendinsin
+ Konuşmaya lâyık olanlarla konuşmazsanız: İinsan kaybedersiniz,
Konuşmaya lâyık olmayanlarla konuşursanız :Söz kaybedersiniz,.
Bilge olan kişi insan da kaybetmez söz de kaybetmez.
+ Bildiğini bilenin arkasından git.
Bildiğini bilmeyeni uyar
Bilmediğini bilene öğret.
Bilmediğini bilmeyenden uzak dur……
Sevgili okurlar.” Gönül ne kahve ister ne kahvehane,
Gönül sohbet ister kahve bahane…. Bu kadar ciddiyet yeter. Biraz da gırgıra ne dersiniz?
Mahallede zengin bir olan bir tüccar amcaya nasıl zengin olduğunu sormuşlar:
Al diyenden aldım, ver diyene verdim demiş
Ne kendi eyledi rahat, ne halka verdi huzur
Yıkıldı gitti cihandan , dayansın ehli kubur.( Ölüler,Mezarda bulunanlar)
Kemliğe kemlik her kişinin işi…
Kemliğe erlik er kişinin işi….Hadi bunları da siz düşünün biraz
Ben kaçıyorum, Eyvallahhhhhh.
…..
LÂ BİL MÂLİ VEL NESEB (2)
Bu konuyu geçen haftadan önce yazdım mı bilmiyorum.Eski yazılarımı her gün döne döne okumuyoruz ki. Ayrıca günlük olayları takip ederek bir günlük de tutmuyoruz. Hangi tarihte ne oldu da biz ne yazmışız diye bir kaygımız da yok.Yani bizim durumumuz eski olayları karıştırarak bugünün yazısını hazırlama telâşı değil.
Yazılarımızda daima insan ile ilgili ve faydalı hususları ele alıp onu işlemeye çalışıyoruz.
‘’İSTEYENE UYARIZ İSTEĞİNE ONUN GİBİ
BİZ İNSANDAN YAZARIZ HAKK’DAN GELEN BİR SÖZ GİBİ.
Demiş büyüğümüz.Yazmıştım hani: Et tekrar-ı Ahsen
Velev kâne yüz seksen
Yani tekrarda 18o defa dahi olsa güzellik ( fayda )vardır.Bu ifade kimin tarafından söylenmiş ama bilmiyorum ama inanıyorum. Onu için yazıyorum…Biliyorsunuz insanın kültürü öğrenip de unuttuğu şeylerin toplamıdır,muhassılasıdır.
Gelelim yukarıdaki sözün açılımına. Yeni yetişen gençler yukarıdaki ifadeyi anlamak bir yana çoğu anlatsanız da dikkate almıyor, gülüp geçiyor. Diyorsunuz ki bir insanın şerefi, ilmi ve terbiyesi ile ölçülür, malı-mülkü ve akrabaları (nesebi) ile değil.O halâ kendini çok yüksek, matah bir şeymiş gibi görür. Kendisi beş para etmediği halde “Benim babam yüksek bürokrattı” diye bir böbürlenişi vardır ki duyunca kahkahadan yıkılırsınız.Zavallı
Durumunun da farkında değildir.İim ve cemiyet terbiyesinden yoksun olduğu için ve kültürü dar sınırlar içinde kaldığı için yukarıdaki SÖZ ü bilmezler ve o söz onlara hiçbir mânâ ifade etmez.Bir dostum Ankaradan Istanbula otobüs ile yolculuk yaparken yan koltokta oturan genç kıza telefonla çok yüksek sesle konuştuğu için ricada bulunmuş” kızım sesini biraz kıs, seni dinlemekten uyuyamıyorum “ demiş. Kızın ne dediğini düşünürsünüz.Özür dileyip telefonu kapatmasını di mi?Ne gezer…”Yanımdaki ADAM rahatsız oldu. Kapatmamı istiyo. Hadi bay bay”……Bu günün insanları artık bu denli saygısız oldu.Bu hali şehirleşmeye mi bağlarsınız, nüfusun korkunç derecede artmasına mı, ebeveynlerin ilgisiz ve bilgisiz olmalarına mı.? Veya sizce daha geçerli sebeplere mi? Bilemem.Bize öğretilen bir söz daha vardı (Kadın elmas, erkek elmastraştır.) yani birlikte olduğunuz hatun kişi bir elmastır.Onu eşi olgunlaştıracak, işliyecek ve ideal bir yuva oluşturacaklar, yetiştirdikleri çocuklar da ülkeye vatana hayırlı birer evlat olacaklar.Hayal bu ya…İnsanlarda diğer insanlara karşı bir sevgi oluşmalı.Bu sevgi şehevi değil, insan sevgisi olmalı.Ve herkesi sevelim mi?Hayır. Lâyık olanı sevelim .Ve
(Sev seni seveni hâk ile yeksan olsa
Sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan olsa ) denmiş.Seni seven garibanın teki olsa bile sev.Seni sevmeyen kişi Mısır’a sultan bile olsa sevme.. demişler.Yani karşılıklılık (Mütekabiliyet) esastır , demek ki.
Asırlar evvel Çinl filozof KONFİÇYÜS, insan davranışları hakkında pek çok şey söylemiş.
Doğu felsefesi dediğimiz anlayışa paralel olarak İslam tasavvufu da İNSAN’ı konu alarak pek çok nasihat ortaya koymuştur.(Tasavvuf ve felsefe ifadeleri ortaya çıktı.Gel çık işin içinden. Haftaya da o konuda sohbet edelim, bazı açıklamalarda bulunalım, bazı şeyleri paylaşalım.)Konfiçyüs der ki: (Bu da çok teatral bir cümle oldu canım)
+ Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.
+ Bir yerde küçük insanların gölgeleri varsa o yere güneş batıyor demektir.
+ Karanlığa söveceğine bir mum yak.
+ Aradığını bilmeyen bulduğunda anlayamaz.
+ Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma
+ Yapabileceğin kadar söz ver, fazlasını yap.
+ Düzeltebileceğin tek şey kendinsin
+ Konuşmaya lâyık olanlarla konuşmazsanız: İinsan kaybedersiniz,
Konuşmaya lâyık olmayanlarla konuşursanız :Söz kaybedersiniz,.
Bilge olan kişi insan da kaybetmez söz de kaybetmez.
+ Bildiğini bilenin arkasından git.
Bildiğini bilmeyeni uyar
Bilmediğini bilene öğret.
Bilmediğini bilmeyenden uzak dur……
Sevgili okurlar.” Gönül ne kahve ister ne kahvehane,
Gönül sohbet ister kahve bahane…. Bu kadar ciddiyet yeter. Biraz da gırgıra ne dersiniz?
Mahallede zengin bir olan bir tüccar amcaya nasıl zengin olduğunu sormuşlar:
Al diyenden aldım, ver diyene verdim demiş
Ne kendi eyledi rahat, ne halka verdi huzur
Yıkıldı gitti cihandan , dayansın ehli kubur.( Ölüler,Mezarda bulunanlar)
Kemliğe kemlik her kişinin işi…
Kemliğe erlik er kişinin işi….Hadi bunları da siz düşünün biraz
Ben kaçıyorum, Eyvallahhhhhh.
…..




