ŞEREFÜL İNSAN BİL İLMİ VEL EDEP
Yayına Sokan: Moy_web Yayınlanma Tarihi: 2010/5/28 (311 Kere Okundu)
ŞEREFÜL İNSAN BİL İLMİ VEL EDEP
Eski yazılarımı okuyan okuyucularım (şeb-i arus) isimli makalemda bir Mevlevi dedemden bahsettiğimi hatırlarlar. İZZETTİN ERTÜRK DEDE. ve aynı sütunda HALİT ANAR ağabeyimden. İşte o günlerden bende kalan birçok Osmanlıca- Arapça ve Farsça deyim ve terkipler zaman zaman aklıma gelir, düşünür ve siz okuyucularımla paylaşmak isterim. Tabii ilgi duyana…
Bir hususu hatırlatayım istiyorum. Bahsi geçen cümleler ya Arapça ya farsça ya da Osmanlıca veya Türkçe’dir. Zaten bildiğiniz gibi Orta Asya’dan gelen ve halen orada yaşayan Çağatay Türkçesi ve türevleri, Anadolu topraklarına geldikten sonra komşu ülkelerin dilleri ile karışmış ve dolayısı ile Arapça ve farsça pek çok kelime bir araya gelerek OSMANLICA dilini oluşturmuş. Bu hüküm benim düşündüğüm bir şekil. Dilbilimciler herhalde çok daha iyisini bilirler. Ortaya çıkıp da doğrusunu bildirirlerse mutlu oluruz.
Dedem bundan 150 yıl önceki dönemde Gelibolu Asitanesinde çileyi çıkarmış bir DEDE olarak tabii ki o devrin lisanını kullanacaktı. Ama sohbet toplantılarımızda kullandığı öyle kelimeler vardı ki tam öztürkçe dediğimiz tarzda idi. İşte Yukarıdaki cümle bana kendilerinden kalan bir mirastır.
ŞEREFÜL İNSAN BİL İLMİ VEL EDEP.
LÂ BİL MÂLİ VEL NESEP…
Bu hüküm cümlesini motamot açalım :
Bir insanın şerefi; malı, mülkü ve nesebi (akrabaları ve sülâlesi) ile değil sahip olduğu ilim ve terbiyesi ile ölçülür. Düşünün, çok zengin bir adam olsun. Dedesi veya babası bir bakan umum müdür veya yüksek rütbeli bir kişi olsun, ama kendisi yontulmamış cemiyet terbiyesinden yoksun, kara cahilin teki olsun. Etrafında toplananlar onun varlığından herhangi bir menfaat elde ediyorlarsa onu ne büyük bir adam zannederler, el üstünde tutarlar. Veya kendileri de o türden bir kara cahil, andavallının teki iseler o adamın hakiki yüzünü göremezler.KARTALLAR KARTALLARLA UÇAR DEMEMİZ BOŞUNA MI İDI? Yukarıdaki konuda daha pek çok söylenecek söz var ama ben onları size bırakıyorum.
Gelelim bu günkü anlatmak istediğimiz mevzûya. Gelen bir mail bu konuyu ne güzel özetlemiş.Sizlerle paylaşmak istedim:Uzun lafın kısası :
Kişisel gelişim kitaplarını boşverin ; Kur'an-ı Kerim’e bakmayı deneyin.
Binlerce yıllık insanlık birikiminin tüm kişisel gelişim kitaplarının toplamının zerresi bile olamayacağı muhteşem kitap Kur'an-ı Kerim'den kişisel gelişime yönelik (bazı) notlar:
İsra 37: Kibirli olma alçak gönüllü davran.
Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.
Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.
Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine ölüm gerçeğiyle yüzleş.
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.
Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine öfkenin dinmesini bekle.
İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.
Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.
Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.
Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine senden zor durumda olanları görüp rahatla.
Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan önce sen güvenilir ol.
Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
Münafıkun 4: Bencil olma tebrik etmeyi bil.
Saff 2: Yalandan uzak dur.
Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin hayatını esir almasına izin verme.
Ankebut 41: İyi bir dostun paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.
Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır asla unutma.
En'am 50: Ön yargılarla hayatı kendine zehir etme.
En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler hayatının kâbusu olmasın.
Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
Hacc 46: Kendini hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.
İsra 23: Anne ve babana 'off' bile deme.
Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.
Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.
Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.
Furkan 43 Heveslerini kendine ilah edinme.
Necm 3: İnanma duygunu diri tut.
Nisa 58: Karar verirken vicdanının sesini duymazlıktan gelme
Şimdi benim bunları yazdığımı okuyan bazı (!) kişiler bana yine DİNCİ diyeceklerdir. Lütfen siz o kara cahillerin yanıldıklarını, dincilikle aydın dindarlığın farklı şeyler olduğunu kendilerine izah edin.Tabii anlarlarsa….
Eski yazılarımı okuyan okuyucularım (şeb-i arus) isimli makalemda bir Mevlevi dedemden bahsettiğimi hatırlarlar. İZZETTİN ERTÜRK DEDE. ve aynı sütunda HALİT ANAR ağabeyimden. İşte o günlerden bende kalan birçok Osmanlıca- Arapça ve Farsça deyim ve terkipler zaman zaman aklıma gelir, düşünür ve siz okuyucularımla paylaşmak isterim. Tabii ilgi duyana…
Bir hususu hatırlatayım istiyorum. Bahsi geçen cümleler ya Arapça ya farsça ya da Osmanlıca veya Türkçe’dir. Zaten bildiğiniz gibi Orta Asya’dan gelen ve halen orada yaşayan Çağatay Türkçesi ve türevleri, Anadolu topraklarına geldikten sonra komşu ülkelerin dilleri ile karışmış ve dolayısı ile Arapça ve farsça pek çok kelime bir araya gelerek OSMANLICA dilini oluşturmuş. Bu hüküm benim düşündüğüm bir şekil. Dilbilimciler herhalde çok daha iyisini bilirler. Ortaya çıkıp da doğrusunu bildirirlerse mutlu oluruz.
Dedem bundan 150 yıl önceki dönemde Gelibolu Asitanesinde çileyi çıkarmış bir DEDE olarak tabii ki o devrin lisanını kullanacaktı. Ama sohbet toplantılarımızda kullandığı öyle kelimeler vardı ki tam öztürkçe dediğimiz tarzda idi. İşte Yukarıdaki cümle bana kendilerinden kalan bir mirastır.
ŞEREFÜL İNSAN BİL İLMİ VEL EDEP.
LÂ BİL MÂLİ VEL NESEP…
Bu hüküm cümlesini motamot açalım :
Bir insanın şerefi; malı, mülkü ve nesebi (akrabaları ve sülâlesi) ile değil sahip olduğu ilim ve terbiyesi ile ölçülür. Düşünün, çok zengin bir adam olsun. Dedesi veya babası bir bakan umum müdür veya yüksek rütbeli bir kişi olsun, ama kendisi yontulmamış cemiyet terbiyesinden yoksun, kara cahilin teki olsun. Etrafında toplananlar onun varlığından herhangi bir menfaat elde ediyorlarsa onu ne büyük bir adam zannederler, el üstünde tutarlar. Veya kendileri de o türden bir kara cahil, andavallının teki iseler o adamın hakiki yüzünü göremezler.KARTALLAR KARTALLARLA UÇAR DEMEMİZ BOŞUNA MI İDI? Yukarıdaki konuda daha pek çok söylenecek söz var ama ben onları size bırakıyorum.
Gelelim bu günkü anlatmak istediğimiz mevzûya. Gelen bir mail bu konuyu ne güzel özetlemiş.Sizlerle paylaşmak istedim:Uzun lafın kısası :
Kişisel gelişim kitaplarını boşverin ; Kur'an-ı Kerim’e bakmayı deneyin.
Binlerce yıllık insanlık birikiminin tüm kişisel gelişim kitaplarının toplamının zerresi bile olamayacağı muhteşem kitap Kur'an-ı Kerim'den kişisel gelişime yönelik (bazı) notlar:
İsra 37: Kibirli olma alçak gönüllü davran.
Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.
Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.
Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine ölüm gerçeğiyle yüzleş.
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.
Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine öfkenin dinmesini bekle.
İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.
Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.
Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.
Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine senden zor durumda olanları görüp rahatla.
Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan önce sen güvenilir ol.
Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
Münafıkun 4: Bencil olma tebrik etmeyi bil.
Saff 2: Yalandan uzak dur.
Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin hayatını esir almasına izin verme.
Ankebut 41: İyi bir dostun paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.
Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır asla unutma.
En'am 50: Ön yargılarla hayatı kendine zehir etme.
En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler hayatının kâbusu olmasın.
Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
Hacc 46: Kendini hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.
İsra 23: Anne ve babana 'off' bile deme.
Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.
Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.
Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.
Furkan 43 Heveslerini kendine ilah edinme.
Necm 3: İnanma duygunu diri tut.
Nisa 58: Karar verirken vicdanının sesini duymazlıktan gelme
Şimdi benim bunları yazdığımı okuyan bazı (!) kişiler bana yine DİNCİ diyeceklerdir. Lütfen siz o kara cahillerin yanıldıklarını, dincilikle aydın dindarlığın farklı şeyler olduğunu kendilerine izah edin.Tabii anlarlarsa….




